Çiftlikten Sofraya Doğal Gıda : İpek Hanım Çiftliği

Tükettiğimiz gıdalar artık eskisi gibi kaliteli değil. Market reyonlarında satılan domatesler, salatalıklar, çilekler olması gerektiği gibi kokmuyor ve tatmıyor. Artan talep sebebiyle, tarımsal sanayide gelişen durumlar, hem üreticileri hem de tüketicileri büyük ölçüde etkilemekte. Peki doğal ürünleri, en saf ve temiz hâliyle sofralarımızda nasıl bulundurabiliriz? Sizler için araştırdık ve ziyaret ettik: “İpek Hanım Çiftliği”…

kln-1024x459 Çiftlikten Sofraya Doğal Gıda : İpek Hanım Çiftliği

Kentten Köye Göç

1997’de şehir hayatının gürültüsü ve sıkışmışlığından kaçan Pınar Kaftancıoğlu’nun, Aydın-Nazilli’ye yerleşerek başlattığı bu girişim öyküsü, çok sayıda insana örnek olacak nitelikte. Pınar Hanım, Nazilli bölgesinde tarım ve hayvancılık ile kendi ürünlerini üretiyordu. Geçen zamanla artan ürünler, hayvan sayısı onu doğal ürünleriyle tüketiciyi buluşturmaya itti. Böylelikle hem bölge köy halkından kadınlara büyük ölçüde istihdam sağladı, hem de Nazilli’nin sosyokültürel yapısını etkiledi. Yaptıkları yalnız bölgeyle sınırlı kalmadı, tüketicinin de bilinçlenmesini ve doğal gıdaya ulaşımını sağladı. Şimdi ise birçok şubesi bulunan, tamamıyla doğal tarımı destekleyen, kadınları üretimde söz sahibi yapan, bilgilendirerek bilinçlendiren bir isim oldu “İpek Hanım Çiftliği”.

11111111-1-1024x461 Çiftlikten Sofraya Doğal Gıda : İpek Hanım Çiftliği

Mekân Özellikleri ve İşletme

 

dmt Çiftlikten Sofraya Doğal Gıda : İpek Hanım Çiftliği

 

 

 

 

Ankara-Çayyolu şubesini ziyaretimde, çok sıcakkanlı bir aile ortamı karşıladı beni. Müşteri memnuniyetini hat safhada tutan, müdavimleriyle bir mahalle sıcaklığında iletişim sağlayan bir işletme. Bu sebepten öncelikle bana ayırdıkları zaman, ince düşünceleri ve güler yüzleri için şubede çalışan herkese teşekkürlerimi sunarım. İşletme ürün içeriğinden bahsetmek gerekirse; doğal çok çeşitte peynirler, reçeller, sirkeler, salçalar, zeytinler, kuru baharatlar, bitki çayları gibi daha çok kahvaltı ağırlıklı ürünlere ulaşabiliyorsunuz. Tüm bunların dışında ise tatlı ve tuzlu unlu mamuller de işletmede mevcut. Ürün satışının yanında, işletmenin bir de kahvaltı hizmeti bulunuyor. Fakat en çok dikkat geçen; girişte sizi karşılayan rengarenk, buram buram kokan meyve, sebze ve yeşillikler. O ürünleri bir defa koklamanızla, daha öncesinde hiç “gerçeğini” yemediğinizi fark etmeniz an meselesi.

 

 

 

 

 

 

 

“Doğal Tarım” Üzerine Soru-Cevap

İleriye dönük baktığımızda karşılaşacağımız gıda krizi, üretici açısından da sorunlar doğuruyor. Bu konuda sorumluluk hem üreticiye hem de tüketiciye düşüyor. İnsanların bilinçlenmesi, eğitim, gelişen teknoloji bu sürecin sonunu şimdilik getiremese de yavaşlatabiliyor. Doğal üretim ve sürdürülebilir tarım ile alakalı bu konulara bir de üreticimizin penceresinden bakalım istedik. Sorularımızı yanıtlayan ve bizleri bilgilendiren: 9 senedir bu alanda çalışan, çiftlikte ve şubelerde müşteriler ile ilgilenen Barış Ülker’e; 2012’de aileye katılan ve çiftliğin üretim denetleme kontrolünden sorumlu gıda mühendisi Erkan Keskin’e teşekkürlerimi sunuyorum. Kendilerinin büyük katkılarıyla, bu süreci birlikte öğrenelim.

1- Organik ürünün genel tanımını biliyoruz. Fakat sizin yorumunuzla “organik” nedir?

“Organik; hiçbir katkı maddesi olmadan, geleneksel üretimle elde edilen ürünlerdir. ‘Anam babam usulü’ üretim yaparız. En güzel sertifika, tüketici memnuniyetidir. Bizce ‘organik’ sertifikasından dahi kıymetlidir.”

2-“Çiftlikten Sofraya” sürecinde sizi en çok zorlayan durum nedir? (Üretim, depolama, arz-talep, transfer vb.)

“En çok zorlayan durum, gıdanın soğuk zincir ve transfer sürecidir. Talep için belirli sayıda müşteriye üretim yapıyoruz, mailler üzerinden üretim planıyla satış gerçekleştiriliyor. Böylelikle israf olmaksızın, tohumundan kabuğuna tüm ürünler kullanılıyor.”

3-Daha ölçülü bir tüketim alışkanlığı ile, doğal ürünler tüm sofralara dahil edilebilir mi?

“Kesinlikle girebilir. Yalnızca bizim için geçerli değil, tüketicinin gerçek üreticiyi arayarak bulmasıyla mümkün.”

4-Çiftlikte hayvan refahının ürünlere etkileri nelerdir?

“Hayvan bizim için; ineklerde süt, tavuklarda yumurta demektir. Kars’ta hayvanlar merada açık alanda yayılımda beslenirler. Gezen, otlanan, endemik bitki örtüsünde beslenen hayvanların etidir. Bu durum etin kalitesini arttırır ve protein değerini yükseltir. Gezen tavuk yumurtası da, yumurtanın kalitesini arttırır. İnsan müdahalesi olmadığı durumda, hayvanlar zaten gerektiği şekilde iş yapıyor. GDO’lu ürünlere yönelmemiz de, aslında insanların açgözlülüğü ve para hırsı sebepli.”

5-Yaklaşan kuraklık tehlikesi; ürünlerimizi ve Türkiye tarımını nasıl etkileyecek, üretici açısından neler yapılabilir?

“Kesinlikle su tüketimi azaltılmalı, bir an önce faaliyete geçilmelidir. Yağmur suyu, tarımda kullanılabilir hâle getirilmelidir. Tarımda vahşi sulamadan, damlama sulamaya geçilmesi gerekiyor.”

6-Tarımda su tasarrufu mümkün. Sizin bu konuda önerileriniz, kullandığınız metotlar nelerdir?

“Tarımda damlama suya geçilmelidir. Su israf edebilecek her türlü eylemden, vicdanen kaçınılmalıdır. Hayvanların temizliği açısından, müdahale edilmediği süreçte de zaten hayvanlar kendi temizliğini sağlayacaktır.”

7-Çiftliğinizde sürdürülebilirlik açısından faaliyetlere örnek verebilir misiniz?

“Bizde karton atıkların tamamı geri dönüşüme verilir. Sattığımız kavanoz ürünleri, yumurta kaplarını müşteriden bize iletmesini isteyip geri dönüşümle yenileriz. Veteriner kontrolleriyle ve bakıcı arkadaşlarımızın gözlemlerine dikkat ederek, tarımda hayvan dışkılarını da gübre amaçlı kullanıyoruz. Üretim alanında kimyasal gübre kullanmıyoruz.”

8-Atalık tohumları üretimde kullanıyor musunuz, size ne gibi faydalar sağlıyor?

“Atalık tohumları bütün ürünlerimizde kullanıyoruz. Bize sağladığı fayda, ürünün kalitesi oluyor. Ürünlerin besin değeri, kokuları ve eşsiz tatları hep atalık tohumlar sayesinde.”

9-Doğal Obruk peyniriniz nasıl üretiliyor?

“Obruk peynirimiz çiftlik bünyesinde yapılmıyor, misafir üreticimizle çalışıyoruz. Obruk peyniri; Karaman-Ayrancı Divle köyünde, mağaralarda üretiliyor. 200 metre uzunluğu ve 35 metreye varan derinliğiyle, bu mağaranın özelliği yaz-kış 6-7 derece olması ve %100 nem içeriği. Obruk peyniri üretiminde koyun sütü, keçi sütü, tuz ve şırdan mayası kullanıyoruz. Peynir, oğlak derisi içerisinde sıkıştırılır. 120-150 gün mağaralarda olgunlaştırılır. Yöreye özgü bir üründür.”

10-Türkiye yüksek oranda ekmek tüketen bir ülke. Fakat bu ekmeklerin büyük bir çoğunluğu, talep sebebiyle niteliksiz. Peki gerçek köy ekmeği nedir?

“Gerçek köy ekmeği, ekşi mayalı olandır. Ekmeğin en önemli unsuru, mayasının temiz olmasıdır. Buğdayı, tohumu GDO’suz olmalıdır. Günümüzde glüten hassasiyetinin en büyük nedeni de, genetiğiyle oynanmış tahıllardır.”

atlar1 Çiftlikten Sofraya Doğal Gıda : İpek Hanım Çiftliği

Sonuç olarak; daha yavaş, ölçülü, sağlıklı bir beslenme ile sürdürülebilirlik mümkün. Yavaşlıktan kasıt ise, GDO veya taklit ürün gibi yöntemlerle çokça para kazanılması mümkünken bunun bir tercih olmaması. Uygun zamanda ekilen, vaktinde hasat edilen ürünler tüketilmeli. Yine benzer şekilde haftalık tükettiğimiz hayvansal ürünlerde yeterlilik göz önünde bulundurulmalı. Üretici ile tüketici ise bu konuda sorumluluğu paylaşmalı ve bilinçlenmeli. İşte tüm bunlarla, geleneksel üretim ve doğala dönüş ile sürdürülebilir gıda sağlanabilir.

Bir Cevap Yazın

Gözden Kaçırmış Olabilirsin

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin