Sofranın Ötesi: Türk Sinemasında Yemek Üzerine

Yemek, insanın en temel fizyolojik ihtiyaçlarından biri olmasına karşın yalnızca bu ihtiyacı karşılamak için kullanılan bir pratik değildir. Üretim ve tüketim ilişkileri bağlamında incelendiğinde, yeme pratiklerine ideolojik olarak pek çok farklı anlam yüklendiği görülür.

   Mutfakta çalışmaya başladıktan sonra —yaklaşık 5 sene önce— yemeklerin birtakım ideolojik anlamlara sahip olduğunu fark ettim. Aslında yemek sadece hayatta kalmak için gerekli bir eylem olmalıydı fakat gerçekte çok daha fazla anlam taşıyordu. Yenen ve yenil(e)meyen, ulaşılabilen ve ulaşılamayan, hatta toprağın altında veya üstünde yetişen sebze ve meyvelere kadar her şeye bir anlam yüklenmişti. Bu farkındalıkla film izlemeye başladığımda, bu göstergelerin sinemada fazlasıyla yer aldığını gözlemledim. Dünya sinemasında 1980’lerden itibaren doğrudan bir anlatım aracı olarak kullanılan yemek unsuru, Türk sinemasında farklı bir yol izlemişti.

   Elbette Yeşilçam’da da yemek ile ilgili anlatılar mevcuttur. Yeşilçam, özellikle melodram türünü benimsemiştir. Yeşilçam’da yemek; zenginlik ve fakirliğin belirgin bir göstergesi olarak karşımıza çıkar. Yeşilçam sinemasında yemekler ve büyük sofralar zenginliğin göstergesi olarak kullanılırken alt sınıfların mütevazı sofraları söz konusudur. Üst sınıf bu zengin sofralarda mutlu olmazken, alt sınıfın mütevazı sofraları mutluluğun, sevginin ve dayanışmanın sembolü olarak aktarılır.

   Tokatçı (Natuk Baytan, 1983), Köyden İndim Şehire (Ertem Eğilmez, 1974), Yedi Bela Hüsnü (Natuk Baytan, 1982), Atla Gel Şaban (Natuk Baytan, 1984), Garip (Memduh Ün, 1986), Dila Hanım (Orhan Aksoy, 1977), Muhsin Bey (Yavuz Turgul, 1987) gibi birçok Yeşilçam filminde yemek, ikincil bir anlatım aracı olarak kullanılmıştır.

 img_0415 Sofranın Ötesi: Türk Sinemasında Yemek Üzerine

   Yeşilçam filmlerinde tavuk çevirme, çoğunlukla yoksulluğun ve ulaşılamayan arzuların simgesi olarak karşımıza çıkar. Kuru fasulye ise kimi zaman mizahın parçası, kimi zaman ise geçim sıkıntısının ifadesi olmuştur. Perihan Savaş’ın yer aldığı sahnelerle özdeşleşen taze fasulye, yakın dönem Türk sinemasında da kendine yer bulmaya devam etmiştir. Çiğ köfte, gelenekselle modern arasındaki çatışmayı yansıtırken; et, özellikle kırmızı et, hem erkeksi gücün hem de sınıfsal ayrıcalığın göstergesi olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, Türk sinemasında turşu kavgaya neden olabilir, tereyağı yerine patates püresi kullanmak komediye dönüşebilir; biber dolması sosyalleşmeyi, havuçlu kek ise aşkı temsil edebilir.

   Günümüz sinemasında ise yemek: kimlik, aidiyet, göç, toplumsal cinsiyet gibi pek çok tema ile birlikte ele alınmakta. Özellikle bağımsız filmlerde sofralar, karakterlerin çatışmalarını açığa çıkaran sahneler olarak sıkça kullanılıyor. Mutfak anlatısının ilk örneğini 90’lara yakın bir zamanda görmüş olsak da— Zengin Mutfağı (Başar Sabuncu, 1988)— yeni dönem Türk sinemasında da mutfak anlatılarının yoğunlaştığını görüyoruz: —Issız Adam (Çağan Irmak, 2008), Sofra Sırları (Ümit Ünal, 2017), Deliha 2 (Gupse Özay, 2018). Fakat gastronomi açısından oldukça zengin olan ülkemizde, yemekle ilgili anlatıların daha da fazla olması kanaatindeyim.

img_0417 Sofranın Ötesi: Türk Sinemasında Yemek Üzerine

Bazen bir tabak yemek, kişinin kim olduğunu gösterebilecek kadar güçlü bir anlatım aracı; bazen de sofradaki sessizlik, bir ailenin dramını açıklayacak kadar sarsıcı anlatımlar içerebilir. Bu bağlamda yemek artık yalnızca bir ihtiyaç değil, topluma ayna tutan bir anlatı aracı haline gelir.

   Mutfakta geçirdiğim yıllar boyunca, sadece yemek pişirmeyi değil, yemekle kurulan tüm sembolik ilişkileri de gözlemleme fırsatı buldum. Çünkü yemeği anlatmak, insanı anlamak ve anlatmakla oldukça yakından ilişkili. Ünlü Fransız düşünür Brillat-Savarin’in de dediği gibi:

   “Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”

Bir Cevap Yazın

Gözden Kaçırmış Olabilirsin

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin