Mutfaktaki “Tatlı Saçmalıklar”: Mavi Chef ile Mitlerin Peşinde

Merhaba değerli Gastrofolly okurları, ben Mavi Chef.

Mutfak, benim için sadece malzemelerin bir araya geldiği bir yer değil; orası fiziğin, kimyanın ve bazen de nesiller boyu aktarılan “şehir efsanelerinin” çarpıştığı devasa bir laboratuvar. Önlüğümü bağladığım her gün, aslında sadece yemek yapmıyorum; aynı zamanda mutfak tarihimize kazınmış, doğruluğundan emin olduğumuz ama bilimle yan yana geldiğinde “tatlı birer saçmalığa” dönüşen o mitlerle savaşıyorum.
Sizler için mutfağın tozlu raflarına girdim, bilimsel makaleleri karıştırdım ve bugün “mutlak doğru” diye bildiğimiz o meşhur yanlışları masaya yatırdım. Hazırsanız, mutfaktaki illüzyon perdesini aralıyoruz.

1. Mühürleme Ritüeli: Etin Suyu Gerçekten Hapsolur mu?
Hemen hemen her yemek programında duyarsınız: “Eti yüksek ateşte mühürleyin ki suyu içinde kalsın!” Kulağa çok mantıklı geliyor, değil mi? Etin dışını bir zırh gibi kapatıyoruz ve o kıymetli sular içeride hapsoluyor.

Mavi Chef’in Notu: Üzgünüm ama bu, mutfak dünyasının en büyük romantik yalanıdır. Modern gastronominin babalarından Harold McGee, efsanevi eseri “On Food and Cooking”’de bunu bilimsel olarak çürüteli çok oldu. Deneyler gösteriyor ki; mühürlenen et, mühürlenmeyen ete göre aslında daha fazla su kaybediyor. Çünkü yüksek ısı, et liflerini daha fazla kasar ve içindeki suyu dışarı iter.
Peki biz neden mühürlüyoruz? Cevap: Maillard Reaksiyonu. 140-165°C civarında amino asitler ve şekerler arasında gerçekleşen o muazzam kimyasal tepkime, ete o kahverengi rengi ve o eşsiz “et kokusunu” verir. Yani biz suyu hapsetmiyoruz; biz lezzet yaratıyoruz. Suyu içerde tutmak istiyorsanız, eti mühürledikten sonra düşük ısıda pişirmeye devam etmeli ve en önemlisi pişen eti kesmeden önce en az 5-10 dakika dinlendirmelisiniz.

reactnativeblobutiltmp_dursqbye1qhzahna27147-1024x682 Mutfaktaki "Tatlı Saçmalıklar": Mavi Chef ile Mitlerin Peşinde

2. Alkolün Uçup Gitme Masalı
“İçine bir kadeh şarap ekleyelim, alkolü zaten uçup gidecek, geriye sadece aroması kalacak.” Misafirlerinize bunu söylerken kendinizi çok güvende hissedebilirsiniz ama bilim aynı fikirde değil.

Mavi Chef’in Notu: USDA (ABD Tarım Bakanlığı) verilerine göre, yemeğe alkol eklediğiniz an o alkol sihirli bir şekilde yok olmuyor. Alkolün tamamen (%95 oranında) uçması için yemeğin en az 3 saat boyunca kısık ateşte tıngırdaması gerekiyor. 15 dakikalık bir pişirme sürecinden sonra yemeğinizde hala alkolün %40’ı duruyor demektir. Eğer sadece bir alev parlatması (flambe) yapıyorsanız, alkolün neredeyse %75’i tabağınızda kalmaya devam eder. Yani çocuklara veya alkol hassasiyeti olanlara yemek yaparken bu “tatlı saçmalığı” bir kez daha düşünün.

3. Makarnanın Suyuna Yağ Dökmek: Bir İtalyan Trajedisi
Makarnalar birbirine yapışmasın diye tencereye zeytinyağı damlatmak… Neredeyse genetik kodlarımıza işlenmiş bir alışkanlık.

Mavi Chef’in Notu: İlkokul fen bilgisi dersine geri dönelim: Yağ ve su karışır mı? Hayır. Siz tencereye yağ döktüğünüzde, o yağ suyun üzerinde yüzer. Makarnalar ise suyun dibindedir. Yani birbirlerine değmezler bile! Daha kötüsü, makarnayı süzdüğünüzde o yağ makarnanın yüzeyine yapışır ve hazırladığınız o emek dolu sosun makarnaya tutunmasını engeller.
Gerçek çözüm: Bol su, geniş tencere ve ilk 2-3 dakika boyunca sıkça karıştırmak. Yapışmayı önleyen şey yağ değil, nişastanın doğru yönetilmesidir.

reactnativeblobutiltmp_fktq0z3t1ng0075arw5d5sju-1024x682 Mutfaktaki "Tatlı Saçmalıklar": Mavi Chef ile Mitlerin Peşinde

4. Mantarlar Yıkanır mı, Yıkanmaz mı?
“Mantarı yıkamayın, sünger gibidir suyu çeker, tadı bozulur.” Bu öğüt, mutfaklarda bir kutsal metin gibi kabul edilir.
Mavi Chef’in Notu: J. Kenji López-Alt, “The Food Lab” kitabında bunu bir tartıyla kanıtladı. Mantarları 5 dakika boyunca suyun içinde bıraktığınızda, ağırlıklarının sadece %1 ila %2’si kadar su çektiklerini görürsünüz. Bu miktar, pişirme sırasında buharlaşacak olan suyun yanında devede kulak kalır. Topraklı bir mantar yemektense, onları hızlıca sudan geçirip kurulamak hem daha hijyenik hem de lezzet açısından hiçbir kayıp yaratmaz. Mavi Chef der ki; mantarınızı yıkayın ama asla suda bekletmeyin!

reactnativeblobutiltmp_7byf95mlh0uyurjoj4nd8-1024x682 Mutfaktaki "Tatlı Saçmalıklar": Mavi Chef ile Mitlerin Peşinde

5. Balık ve Yoğurt: Kadim Korkunun Anatomisi
Bizim topraklarımızın en meşhur “şehir efsanesi” budur. Balık ile yoğurt yenirse zehirleniriz.

Mavi Chef’in Notu: Aslında bu bir zehirlenme değil, bir “tazelik” meselesidir. Balık bayatladığında proteinleri parçalanır ve histamin miktarı artar. Yoğurt da fermente bir ürün olarak histamin içerir. Eğer ikisi de “sınırda” ise, vücuttaki histamin yükü artar ve bu da kaşıntı, kızarıklık gibi alerjik reaksiyonlara sebep olur. Ancak balığınız tazeyse, yanına bir kaşık haydari koymak sizi hastaneye değil, ancak lezzet doruklarına götürür. Trilye’de biz taze deniz ürünlerinin yanına eşlikçileri koyarken bu bilimsel gerçeğe güveniriz.

Sonuç: Bilginin Tadı Başkadır
Mutfaktaki bu “tatlı saçmalıklar” bazen işimizi kolaylaştırıyor gibi görünse de, gastronomide ustalaşmak bu mitlerin ötesine geçmekle başlar. Bir şef olarak benim görevim, tabağınıza sadece lezzet değil, aynı zamanda bilinçli bir teknik koymaktır.
Gelecek sefere mühürleme yaparken etin içindeki o hayali kapıların kilitlendiğini düşünmek yerine, Maillard amcanın yarattığı o muazzam aromaların tadını çıkarın. Unutmayın; mutfakta en iyi malzeme bilgidir.
Mavi Chef’ten sevgilerle…

Kaynaklar:
McGee, Harold. “On Food and Cooking: The Science and Lore of the Kitchen”.
López-Alt, J. Kenji. “The Food Lab: Better Home Cooking Through Science”.
USDA (United States Department of Agriculture) Cooking Data.

Bir Cevap Yazın

Gözden Kaçırmış Olabilirsin

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin