Gezegenimizde nüfus hızla artıyor. BM’nin son yıllarda artışı önleme politikaları olumlu sonuç verse de, Sahra altı Afrika ve sosyoekonomik seviyesi düşük Asya ülkelerinde bu artış hala ciddiyetini koruyor. Bu durumun getirdiği majör problemler ise başlıca beslenme ve barınmadır. Gezegenimizin şu anki nüfusunu bile besleyemezken, 2050’de 10 milyarı aşması beklenen insan topluluğu besine nasıl erişecek, bilimi ve teknolojiyi nasıl bu alanda kullanabiliriz? Gelin hepsini inceleyelim:
Küresel gıda talebinin 2050 yılında %60 kadar artmasıyla gıda üretim sektörünün üzerindeki baskı çok yüksek hale geliyor. İklim değişikliği, fosil yakıtlara olan bağlılık ve çalışacak personel bulunamama durumu ekstansif – geleneksel- tarım tekniklerini uygulamayı ciddi anlamda zorlaştırıyor.
Bu zorlukları aşmanın temel anahtarının gıda teknolojisi ve bilimsel bakış olduğu bir gerçek. Bu sebeplerden geleneksel üreticilerin de inovatif, daha az sarf malzemesiyle daha çok çıktı elde edilebilecek sürdürülebilir yol ve yöntemlere yöneldiği görülüyor. Peki basitçe bunlar nedir, üretici ve tüketici açısından ne gibi artılar yaratır?
Hidroponik Tarım
Geleneksel tarımın temel bileşiklerinden olan toprak, gübre, böcek ilacı, toprağı sürecek ve havalandıracak işçi… Topraksız – Hidroponik- tarım ise bu bileşikleri ya tamamen kaldırmayı, ya da bütün olarak minimize etmeyi hedefliyor. Basitçe bahsedecek olursak, yetiştirilmesi hedeflenen bitki kökleriyle bir toprağın içerisinde değil, ihtiyacı olan besinlerin barındığı bir sıvı çözelti içerisinde duruyor. Böylelikle bitki ihtiyacı olan bütün besin maddelerini almakla birlikte, eski teknikte kullanılanın %10’u kadar su kullanılarak elde edilmiş oluyor. Aynı sistemin katı ortamda yetiştirilenine ise Agregat ismi veriliyor.
Avantajları
- Daha küçük alanda çok daha fazla ürün elde etmenizi sağlar.
- Ürün dış ortamdan etkilenmediği için iklim değişikliği ve böceklenmeden minimum düzeyde etkilenir.
üretim steril ve daha kolaydır. - Toprak olmaması işçilik maliyetlerini de bütünüyle minimumda tutar.
- Üreticinin arazi arama derdi yoktur.
- Gerekli tehçizatın kurulduğu bir otoparkta bile yapılabilir.
- Bitkinin içinde bulunacağı solüsyondaki besinler ayarlanabildiğinden, geleneksel tarıma göre besin değeri daha yüksek bitkiler elde edilebilir.
Dezavantajları
- Bu tarım yöntemi geleneksel tarım kalıplarını aşsa da en basitinden daha komplike bir sistemdir. Dolayısıyla arıza potansiyeli daha yüksektir.
- Bir Ar-Ge yatırımı gerektirir, daha kalifiye ve alanında uzman personel gerektirir eski yönteme göre.
- Düzenli bir enerji sarfiyatı ve kesinti durumlarında ivedilikle çözüm gerektirir. Yoksa tüm emeğinizin çöp olması işten bile değildir.
Genel olarak şahsına münhasır problemler barındırmakla birlikte gezegenimiz için daha verimli, az kaynağın kullanılıp çok ürün elde edildiği bir paket olarak karşımıza çıkıyor. Hidroponik sistemden doğrudan, marul, nane, çilek, ıspanak, Frenk soğanı, salatalık, domates, dereotu, kekik, biberiye, anason, dolmalık biber, fasulye, karpuz ve kavun elde edilebiliyor.
Hayvancılık Sektörünün Geleceği : Yapay Et
Beslenme sorunlarının en büyüklerinden birisi de yetersiz protein alımı. Ülkemizdeki gibi enflasyonist ortamlarda bu durum maalesef daha çok ortaya çıkıyor. Çünkü – özellikle kaliteli protein olan hayvansal protein- ciddi anlamda pahalı kalıyor. Bırakın et tüketimini, memleketimizde her üç çocuktan birisi okula aç gidiyor. Oysaki yapılan araştırmalarda zeka gelişiminde büyüme ve gelişme çağında tüketilen besinlerin doğrudan etki ettiğini biliyoruz. Bu sebepten başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada geleceğimiz adına daha verimli beslenmemiz gerekiyor. Bu protein talebinin yanıtlayıcısı yapay et yetiştiriciliği olabilir.
Yapay et yetiştiriciliği (diğer adıyla laboratuvar üretimi et veya kültürlenmiş et), hayvanları kesmeden onların hücrelerinden laboratuvar ortamında gerçek et üretme teknolojisidir. Hayvanlardan -örneğin inek- çoğalma potansiyeli yüksek kök hücreler alınarak, çoğalma için gerekli olan besleyici bir ortama yerleştirilir. Bu hücreler hızla çoğalır ve birkaç ay gibi kısa sürede kas liflerini oluşturmaya başlayarak bildiğimiz et formu hâline gelir.
Yapay Et Üretimi ve Gıda Teknolojileri
Bu Ar-Ge’nin amacı genel olarak hayvan refahını korumak, daha az kaynak kullanarak ve karbon ayakizini minimize ederek çevreyi korumak, canlı yaşamın parçası olan mikroorganizmaları eleyerek gıda güvenliğini artırmak, et üretimini daha verimli ve etik hâle getirmek, geleneksel hayvan etinin etkileyebildiği kronik hastalıkları etkileyen doymuş yağ içeriği ve aşırı tüketime bağlı üre ve gut gibi problemlerin önüne geçmek, Omega-3, b12 ve demir gibi elzem besin maddelerini korumaktır. Peki, bu teknolojide tam olarak neredeyiz?
2020 yılında Singapur, laboratuvar üretimi tavuk satışına izin veren ilk ülke olarak tarihe geçti. Dünya çapında birçok şirket – Good Meat, Masa Meat, Upside foods gibi – bu alanda çalışmalarına devam ediyor. Ancak üretim maliyetlerinin geliştirme safhasında çok yüksek olması ve üretim ölçeğinin şimdilik küçük olması bize biraz daha zamana ihtiyacımız olduğunu söylüyor.

Bu tip ürünlerin geniş çapta kabul görmesinde tüketicinin hangi perspektifte bakacağı ve gerek dini, gerek kültürel olarak ne kadar benimseyeceği belirli olacak. Ürünün maliyeti, doğal” olmayıp “sentetik” olma algısı, çeşitli batıl inançlar bu Ar-Ge’nin bazı toplumlarca hiç kabul görmemesine sebebiyet verebilir. Sonuçta on milyonlarca insanın hayatını kurtarmış olan “aşı” teknolojisinin hala karşıtları olduğu unutulmamalı.
Bütün bu anlattığımız inovatif yaklaşımlar ve farklı gıda üretim tekniklerinin yanı sıra, aslında şuan bile atabileceğimiz onlarca faydalı adım var. Sahip olduğumuz kaynakları korumak, bir toplum olarak yaşamanın gerekliliklerinden olan saygılı ve bilinçli olmak, en basitinden gürültüyü kargaşayı ve israfı, aşırılığı azaltmak bize dünden daha iyi bir yarın verecektir. Bizden yüzyıllar sonra da yaşayacak türdaşlarımızın olduğunu ve evrenin bize ait olmadığını kabul edip, sürdürülebilir bir yaşantıyı benimsemek en temel hedefimiz olmalı.
KAYNAKÇA
