Bugün herhangi bir markete gittiğimizde bizim için üretilmiş, paketlenmiş ve market raflarına özenle dizilmiş binlerce gıda ürününü görebiliriz. Hatta buna ihtiyaç bile duymadan mobil uygulamalar sayesinde o ürünü kapımıza kadar ‘getir’tebiliriz. Et ürünlerinden, süt ürünlerine, sebze ve meyveden, sarısı ve beyazı ayrılmış yumurtaya kadar hayal edebileceğimiz hemen her şeye kolayca ulaşabilir durumdayız. Tabiki tarihimiz boyunca gıdaya ulaşmak bu kadar kolay değildi. Avcılık ve toplayıcılık yapan ilkel atalarımız tek bir öğün için saatlerce avlandılar. Hatta av esnasında bir çoğu yabani hayvan saldırılarıyla yaralandı ya da hayatlarını kaybettiler. Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan gıdaya ulaşma çabamız ateşin keşfinden sanayi devrimene kadar bir çok kez devrimsel gelişim yaşadı. Bu devrimsel gelişimler her seferinde beslenme alışkanlıklarımızı ve tükettiğimiz ürünleri ciddi derecede değiştirdi. Son olarak sanayi devrimi sayesinde gıdanın endüstriyel bir ürün olarak görülmesiyle şuan ki halini aldı. Peki tarih boyunca sürekli değişen beslenme davranışımız gelecekte nasıl şekillenecek? Bugün ulaşabildiğimiz gıda ürünlerinin hemen hepsi tarla ve çiftliklerde yetiştirilip fabrikalarda işlenerek sofralarımıza ulaşıyor. Ancak son zamanlarda yaşanan gelişmeler bazı ürünlerin yapay olarak üretilmesine imkan tanıyor. Özellikle iklim krizinin etkilerini azaltacağı düşünülen yapay etler gıda girişimcilerinin ilgisini çekiyor. Görünen o ki çokta uzak olmayan bir gelecekte tarla ve çiftliklerde değilde laboratuvarlarda üretilen ürünler sofralarımızdaki yerini alacak. O halde dünyada bu konuda çalışma yürüten başlıca şirketlere bir göz atalım.
1)IMPOSSİBLE FOODS

Yapay gıda denince ilk akla gelen şirketlerin başında impossible foods gelir. 2011 yılında kurulan şirket silikon vadisinde yer alan ilk gıda girişimidir. Ete Kırmızı rengini veren ‘hem’ maddesini çeşitli mayalama yöntemleriyle bitkilerden elde etmiş ve akebinde tamamen bitkisel hamburgeri üretmeyi başarmıştır. Öyle ki “Impossible Burger” pişirildiğinde normal bir burgerden neredeyse ayırt edilemez. Lezzet olarak ise etle %95 oranında benzerlik gösterir. İlk ürünleri olan “Impossible Burger” 2016 yılında piyasaya sürülmüş. 2019 yılında Burger King ile anlaşarak “İmpossible Whoppers“ı piyasaya süren şirket dünyanın bir çok yerinde hizmet vermeye başlamıştır. Ayrıca Bill Gates gibi dünyaca ünlü yatırımcılardan yatırım almayı başararak yapay gıda sektöründeki iddiasını bir kez daha ortaya koymuştur. Şirket son dönemde ise “İmpossible Pork(domuz) ” ve “İmpossible Sausage(sosis) ” ürünlerini tanıtarak ürün gamını önemli ölçüde çeşitlendirmiştir. Ayrıca ABD’nin gıda bürosu olan FDA’dan onay almayı başaran ilk yapay gıda şirketlerindendir.
2)BIOMILQ

Bill Gates, Novo Holdings, Blue Horizon gibi dünyaca ünlü yatırımcılardan fon almayı başaran bir başka yapay gıda şirketiyle devam edelim.
Bebek beslenmesine odaklanan Kuzey Carolina merkezli yapay gıda şirketi BİOMİLQ, doğal anne sütüne alternatif ürünler geliştirme amacıyla kuruldu. Bu konuda son derece başarılı olan şirket 2020 yılında anne sütünün daha yüksek laktoz ve kazein(bebeklik döneminde sindirilebilen bir tür süt proteini) içeren bir versiyonunu da geliştirmeyi başardı.
Yeni doğan döneminde anne sütünün ne kadar önemli olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Çeşitli sebeplerle anne sütünden mahrum olan bebekler için hayati derecede önemli bir girişim olabilir. Ancak bütün yapay ürünlerde olduğu gibi zararları ve yan etkileri uzun vadeli tüketim sonrasında ortaya çıkacaktır.
3)EAT JUST

Kahvaltılarımızın olmazsa olmazlarından yumurtanın bitki bazlı olabileceğini hiç düşündünüz mü? İşte Eat Just bunu başarmış gibi gözüküyor. 2011 yılında San Francisco’da kurulan şirket yumurtaya bitkisel alternatifler sunmayı amaçlıyor. Mayalandırılmış fasulyeden üretilen ürün, doğal tavuk yumurtası ile aynı miktarda protein içeriyor ancak sıfır kolesterole sahip. Ayrıca doğal tavuk yumurtasına nazaran üretiminde %77 oranında daha az su tüketiliyor ve %40 oranında daha az sera gazı salınımına sahip.
4)UPSİDE FOODS

İklim krizinin etkileriyle yapay et üretimine odaklanan bir diğer şirket olan Upside Foods 2015 yılında California’da kuruldu. Şirket, Impossible Foods ‘tan farklı olarak hücresel tarım metodunu uyguluyor. Bu teknikte canlı hücreler laboratuvar ortamında çeşitli işlemlerden geçirilerek et dokusu elde ediliyor.
Upside Foods yeni açtığı yaklaşık 49 bin metrekarelik üretim tesisiyle 181 tonluk üretim kapasitesine sahip oldu. Ancak tesis şuan yılda yaklaşık 22 ton et üretiyor.
Uzmanlar ise 2040 yılı itibariyle et piyasasının %60’ına bitki bazlı alternatiflerin hakim olacağını öngörüyor. Marketsandmarkets’in yürüttüğü başka bir çalışmaya göre ise pazarın büyüklüğü 2023 yılı itibari ile 6.4 milyar dolara çıkacak.
5)BİFTEK INC

Prof. Can Akçalı, Dr. Erdem Erikçi, Melih Akçalı ve Kerem Erikçi tarafından Ankara merkezli kurulan teknoloji şirketi Biftek Inc, Impossible Foods ve Upside Foods gibi yapay et üretimine odaklanmış durumda. İlk patent başvurusu 2020 yılında Abd patent ofisinde gerçekleşmiş. Dünya üzerinde 15 kadar rakibi bulunan şirket alnındaki ilk girişimlerden biri. Ayrıca şirket 12.5 milyon dolar değerleme üzerinden uluslararası yatırım almayı da başarmış.
Yazar Notu
Bu şirketler her ne kadar küresel iklim krizinin etkilerinden korunmak gibi ulvi bir kaygı içerisinde olsalarda benimde bu şirketler hakkında bir kaç kaygım mevcut. Öncelikle tüm bu ürünler yüksek teknoloji ürünü dolayısıyla isteyen herkes bu ürünleri üretemeyecek. Bu durum hali hazırda doğal yollarla üretim yapan küçük ölçekli çiftçilerin rekabet dezavantajından dolayı üretimden çekilmesine sebep olabilir. Dolayısıyla üretimin tamamen bu şirketlerin kontrolüne girme ihtimali mevcut.
Gördüğüm bir diğer problem ise yüksek teknoloji kullanan büyük sermayeli bu şirketlerin sayılarının muhtemelen çok az olacak olması. Rakiplerini satın alma yoluna giderlerse bu sayı daha da azalacak. Dolayısıyla gelecekte tekelleşme ihtimalleri son derece yüksek. Muhtemelen gelişmemiş bir çok ülke böyle bir şirkete sahip olamayacak. Pandemi sürecinde yaşadığımız gibi üretimde yaşanacak sıkıntılar beraberinde gıda arz problemini doğurabilir ve bu ürünlere ulaşmak çok zor hale gelebilir.
