Dünya Kahve Fiyatları Düşüyor. Peki Türkiye’de Kahve Neden Ucuzlamıyor?

Son haftalarda uluslararası emtia piyasalarını takip edenlerin en sık sorduğu soru şu: “Yeşil kahve fiyatları düşüyor ama neden kafelerde ve marketlerde kahve hâlâ pahalı?”

İlk bakışta haklı bir soru gibi görünüyor. Son dönemde Arabica vadeli işlemleri, Kasım 2024’ten bu yana görülen en düşük seviyelere kadar geriledi. Bunun temel nedeni Brezilya’da beklenen güçlü hasat, artan küresel arz beklentisi ve üretim tarafındaki iyimser tablo. Uluslararası piyasalarda fiyatlar bir süredir aşağı yönlü hareket ediyor. (Trading Economics)

Ancak Türkiye açısından bakıldığında bu düşüşün, fincandaki kahve fiyatına aynı hızda hatta çoğu zaman hiç yansımaması son derece doğal. Çünkü kahvenin borsa fiyatı ile tüketicinin ödediği fiyat arasında oldukça uzun ve maliyetli bir yol bulunuyor.

image Dünya Kahve Fiyatları Düşüyor. Peki Türkiye’de Kahve Neden Ucuzlamıyor?

2024’te başlayan büyük yükseliş

Bugün fiyatların geriliyor olması, aslında çok sert yaşanan bir yükselişin ardından gerçekleşiyor.

2024 yılında Brezilya’daki kuraklık, Vietnam’daki üretim sorunları, iklim kaynaklı belirsizlikler ve küresel stokların daralması nedeniyle kahve fiyatları tarihi seviyelere yükseldi. Arabica kontratları dönem dönem son onlarca yılın en yüksek seviyelerine ulaştı ve kahve, dünyanın en çok değer kazanan tarımsal emtialarından biri haline geldi. (Reuters)

2025 boyunca kavurucular, ithalatçılar ve kahve zincirleri bu yüksek fiyatlardan alım yapmak zorunda kaldılar. Bugün borsadaki düşüş ise, o dönemde oluşan yüksek maliyetlerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Tam tersine sektör hâlâ pahalı stokların etkisini taşımaya devam ediyor.

Vadeli piyasa ile gerçek piyasa aynı şey değildir

Kahve fiyatları konuşulurken yapılan en büyük hatalardan biri, borsa fiyatı ile gerçek maliyetin aynı olduğu düşüncesidir.

ICE borsasında gördüğümüz fiyatlar geleceğe yönelik beklentileri temsil eder. Ancak ithalatçıların, kavurucuların ve büyük kahve zincirlerinin satın alma süreçleri aylar öncesinden planlanır.

Bugün borsada yaşanan bir düşüş, yarın kahve kavurma tesisinin maliyetini değiştirmez. Çünkü firmalar büyük ölçüde daha önce yaptıkları kontratlarla çalışırlar. Ayrıca deniz taşımacılığı, sigorta, depolama, finansman ve stok maliyetleri de bu sürecin önemli parçalarıdır. Bu nedenle emtia fiyatındaki düşüşün raf fiyatına ulaşması genellikle aylar alır. (EBC Financial Group)

Türkiye’nin maliyet yapısı çok farklı

Asıl önemli konu ise Türkiye ekonomisinin kendi dinamikleridir.

Türkiye’de satılan bir fincan kahvenin maliyetinin yalnızca küçük bir kısmını yeşil kahve oluşturur.

Geri kalan bölüm ise;

● kira giderleri,

● personel ücretleri,

● elektrik ve doğal gaz,

● paketleme,

● lojistik,

● kredi ve finansman maliyetleri,

● POS komisyonları,

● vergi yükleri,

● döviz kuru hareketleri

gibi tamamen yerel maliyetlerden oluşmaktadır.

Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde işletmeler için en büyük baskıyı artık ham madde değil, operasyonel giderler oluşturmaktadır.

Dolayısıyla uluslararası piyasada kahvenin yüzde 15-20 ucuzlaması, toplam maliyet içerisinde çok daha sınırlı bir etki yaratmaktadır.

Döviz kuru etkisi

Türkiye açısından unutulmaması gereken ikinci unsur ise kurdur.

Kahve tamamen ithal edilen bir tarımsal üründür ve dolar üzerinden satın alınır.

Uluslararası fiyat düşse bile, aynı dönemde Türk lirasındaki değer kaybı devam ediyorsa bu avantajın önemli bölümü ortadan kalkabilir.

Başka bir ifadeyle dünya piyasasında ucuzlayan kahve, Türkiye’ye geldiğinde kur nedeniyle aynı ucuzluğu göstermeyebilir.

Bu nedenle uluslararası emtia fiyatı ile Türkiye’deki nihai satış fiyatı arasında birebir ilişki kurmak çoğu zaman yanıltıcıdır.

Kafelerin maliyeti artık sadece kahve değil

Bugün üçüncü nesil kahvecilerden zincir markalara kadar tüm sektörün karşı karşıya olduğu temel gerçek şudur:

Bir fincan espresso satmak artık yalnızca kahve satın almak anlamına gelmiyor.

İşletmeler yüksek kira, artan personel maliyetleri, enerji giderleri, ekipman yatırımları, bakım masrafları ve finansman yükü altında faaliyet gösteriyor.

Dolayısıyla yeşil kahve fiyatındaki düşüş işletmeler için olumlu bir gelişme olsa da, tek başına satış fiyatlarını aşağı çekmeye yetecek büyüklükte bir etki oluşturmuyor.

Önümüzdeki dönemde ne beklenebilir?

Küresel tarafta Brezilya’dan beklenen yüksek üretim nedeniyle kahve fiyatlarının 2024 zirvelerinin oldukça altında seyretmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu durum ithalatçıların yeni alımlarında maliyet baskısını azaltabilir. (Trading Economics)

Ancak Türkiye’de yüksek enflasyon, döviz kuru ve işletme maliyetleri mevcut seviyelerini koruduğu sürece, bu avantajın tüketici fiyatlarına hızlı şekilde yansımasını beklemek gerçekçi olmayacaktır.

Sonuç

Dünya kahve piyasasında yaşanan düşüş elbette sektör için önemli ve olumlu bir gelişme. Ancak Türkiye’de kahve fiyatlarını belirleyen tek değişken emtia borsası değildir.

Bugün fincandaki fiyatı belirleyen temel unsur; küresel kahve fiyatından çok, Türkiye’nin enflasyon dinamikleri, döviz kuru, işletme giderleri ve maliyet yapısıdır.

Bu nedenle önümüzdeki aylarda uluslararası piyasalarda yeşil kahve ucuzlamaya devam etse bile, Türkiye’de kahvenin belirgin şekilde ucuzlamasını beklemek yerine fiyat artış hızının yavaşlamasını beklemek çok daha gerçekçi bir senaryo olacaktır.

Yazar: Yolaç Özcan

Kahve Uzmanı & Kont Coffee Kurucusu

By İbrahim Kayaalp

Balıkesir üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları (2015-2019) Gastrofolly.com Kurucu Üye (2023) Executive chef

İlginizi Çekebilir

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin